İslahiyeli Depremzede: “Çadırkentin İçinde Olmadığımız İçin Hiçbir Yardımdan Faydalanamıyoruz.

Haber: EMRE SERCAN İKE – Kamera: DURSUN ALKAYA

Gaziantep’in İslahiye ilçesinde kendi imkanlarıyla kurdukları çadırda yaşayan depremzede kadın, “15-16 çadır varız. Çadırkentin içinde olmadığımız için hiçbir yardımdan faydalanamıyoruz. Gitsek dahi, yani orada da birkaç tane birisi var, yani lafla sözle bizi bazen gözyaşımızla dışarıya çıkarttırıyorlar. Adalet bu mu? Hiç de bu değil” dedi.

Kahramanmaraş depremlerinde büyük yıkıma uğrayan Gaziantep’in İslahiye ilçesinde kendi imkanlarıyla kurdukları çadırda kalan depremzede kadın, gelen yardımların eşit bir şekilde dağıtılmadığına dikkat çekerek şunları söyledi:

“BURAYA KAMYON KAMYON EŞYA GELİYOR, AMA EŞİT BİR ŞEKİLDE DAĞILMIYOR”

“Kıtlık gibi bir şey yaşıyoruz. Hayat durdu, dünya durdu, her şey durdu. Ölen öldü, kalan da böyle yerlerde rezillik çekiyor. Allah razı olsun yardım salanlardan. Bizi düşünenlerden, bize dua edenlerden, bu yemek gönderenlerden Allah binlerce kez razı olsun. Hepsi yardımını gönderiyor ama bak, hep yol kenarlarında oturuyoruz. Şurada bir araba duruyor, bu tarafa bakıyor. Burada da ihtiyaçlar var, burada da çocuklar var. Mesela bir kısmını buraya dağıtıp eşit bir şekilde diğer ihtiyacı olanlara da verebilirler. Ama yok, sanki bizim ihtiyacımız yokmuş gibi direkt oraya gidiyorlar, dağıtıyorlar. Halı sahasının içine girip dağıtıyorlar. Zaten orada bir bina var, bütün yardımlar oraya geliyor kamyonla, TIR’la. Orada numarayla dağıtıyorlar. Çadırkent, içeriye biz giriyoruz. ‘Siz dışarıda oturuyorsunuz, numaranız yok, kartınız yok’, vermiyorlar. Mesela yağmur yağdı, her yer çamur, yatak ıslak, döşek ıslak, gidiyoruz, ‘Verdik biz size’. Ne verdin bize? Hiçbir şey. Halbuki bütün dünyanın her yerinden buraya kamyon kamyon eşya geliyor ama eşit bir şekilde dağılmıyor. Ne oluyor bak? Kıyafeti kirli, ben çocuğuma mesela temizlik yapmayı bilmiyor muyum? Yaparım ama kıyafeti yok. Bak, bir meyve suyu için az önce arkadaşıyla tartıştı. Çünkü bir tane daha yok, veremiyorum. Çünkü bize de gelmiyor ki vereyim. Yardım yok, bir şey yok, erzak yok, tüp yok. Böyle ocaklarda pişiriyoruz, o da bir şey olursa. Bugünler geçer. Hiçbir şey eşit yok. Kadın olarak hijyenik -söylemeye de utanmıyorum- temizlik ürünleri, iç kıyafetleri, her şeye ihtiyacım var. Bak çocuklarıma, bana, eşime.

“ÇADIRKENTİN İÇİNDE OLMADIĞIMIZ İÇİN HİÇBİR YARDIMDAN FAYDALANAMIYORUZ”

Ölenlerimiz de var. Yakınlarımız hep kayboldu ama sevdiklerimizi bize bağışladı, Allah’a şükürler olsun. İsyan etmiyorum ama bütün bu yardımlarda bizlerin de hakkı olduğunu düşünüyorum. Haksız mıyım? Yardımseverler varsa, yardım gönderecekler varsa ben kendi alacağım kadar alırım. Benim daha gördüğüm, bildiğim yardıma ihtiyacı olan çok kişiler var. Onlara da veririm, onlara da yöneltirim. Burada da yardım var diye onlara da bıraktırırım. Çadırlarda, 15-16 çadır varız. Çadırkentin içinde olmadığımız için hiçbir yardımdan faydalanamıyoruz. Gitsek dahi, yani orada da birkaç tane birisi var, yani lafla sözle bizi bazen gözyaşımızla dışarıya çıkarttırıyorlar. Adalet bu mu? Hiç de bu değil.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir