Marketler arası fiyat uçurumu açgözlülük enflasyonunu gözler önüne seriyor

Haber gorseli

Piyasada bozulan fiyat algısını fırsata çevirmek isteyen işletmeler, etiketlerde devasa uçurumlar oluşturmaya devam ediyor. Taze sebze ve meyvede yüzde 100’ü bulan fiyat farkları görülürken, fabrikadan aynı ambalajla çıkan sıvı yağ, un, salça ve pirinç gibi ürünlerde aynı mahalledeki marketler arasındaki makas yüzde 60’ları aştı.

Uzmanlar, tüm ticari maliyetlerin etiketlerdeki yüzde 20-30’luk farkı açıklayabileceğini belirterek, yüzde 100’lük uçurumların doğrudan açgözlülük enflasyonu ile ilgili olduğuna dikkati çekiyor. Enflasyonist ortamı bahane eden bazı işletmeler, maliyetler arttı kılıfı altında haksız kazanç sağlamayı sürdürüyor.

ANKARA’DA FİYAT UÇURUMU

Fiyat uçurumunun en net örneklerinden biri başkent Ankara’da yaşandı. Beytepe bölgesinde yer alan bir markette pembe domatesin kilosu 99,95 lira, soğanın kilosu 69,95 lira, patatesin kilosu 49,95 liradan satılıyor. Aynı şehrin Gimat bölgesindeki bir başka markette ise pembe domates 49,99 lira, soğan 45,99 lira, patates 35,99 liradan alıcı buluyor.

AYNI MARKA VE GRAMAJDAKİ ÜRÜNLERDE DEVASA FARK

Meyve ve sebzedeki fiyat uçurumu nakliye, hal masrafı ve fire gibi gerekçelerle savunulmaya çalışılsa da kapalı ambalajlı sanayi ürünlerindeki etiketler fırsatçılığın boyutunu gözler önüne seriyor. Tamamen aynı marka ve gramaja sahip ürünlerde zincir marketler arasındaki fiyat farkları şu şekilde sıralanıyor:

Aynı marka 2 litre ayçiçek yağının en düşük raf fiyatı 209,99 lira iken, bir başka zincir markette 300 liraya satılıyor. Sadece bir şişe yağdaki fark 90 lirayı buluyor.
Bir zincir markette 49,50 lira olan 830 gram domates salçası, diğerinde 79,90 liradan satılarak yaklaşık yüzde 60’lık bir uçurum oluşturuyor.
En uygun reyonda 95 liradan satılan 1 kilogram baldo pirinç paketi, başka bir markette 118,99 liraya çıkıyor.
2 kilogram unun fiyatı 69,90 lira ile 89,50 lira arasında değişiyor.
En ucuz markette 26 liraya satılan 500 gram makarna, bir başkasında 33,50 liradan tüketiciye sunuluyor.

“MÜŞTERİ 5-10 LİRALIK FARKI ARAMAZ, KONFORA BAKAR”

Aynı şehre ve bazen aynı sokağa hizmet veren marketler arasında fabrikadan standart çıkan bir ürünün fiyatının neden değiştiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan bir zincir marketin şube müdürü, “Vatandaş haklı olarak sadece ürünün barkoduna ve raftaki fiyata bakıyor. Ancak o ürünün o rafa gelmesi ve o mağazanın açık kalması için gereken operasyonel maliyetler mağazadan mağazaya çok değişiyor.” dedi.

En büyük etkenin kira olduğunu anlatan şube müdürü, lüks bir semtteki mağazanın metrekaresine ödenen kira ile daha alt gelir grubuna hitap eden bir semtteki kira arasında uçurum bulunduğunu belirterek, “Ayrıca mağaza konseptleri farklı. Bazı şubelerde daha fazla personel çalıştırıyor, dekorasyona ve soğutma sistemlerine daha çok elektrik harcıyoruz. Bir diğer konu da satın alma gücü ve müşteri profili. Üst gelir grubunun yaşadığı bir bölgede fiyat esnekliği düşüktür, müşteri 5-10 liralık farkı aramaz, konfora bakar. Ticari bir işletme olarak sabit giderlerin yüksek olduğu yerlerde kâr marjını da mecburen yukarı çekiyoruz. Bazen de rakip market sırf müşteri çekmek için o ürünü geliş fiyatının altına, zararına kampanyaya sokuyor, o zaman aradaki makas iyice açılmış gibi görünüyor.” ifadelerini kullandı.

TİCARET BAKANLIĞININ DİJİTAL DENETİM SİLAHI

Ticaret Bakanlığının devreye aldığı uygulamalarla fırsatçılığa anında müdahale edilebiliyor. Bakanlık tarafından geliştirilen Haksız Fiyat Artışı (HFA) Bildirimi uygulaması akıllı telefonlara ücretsiz indirilebiliyor.

Uygulamaya e-Devlet bilgileriyle güvenli şekilde giriş yapan tüketiciler, rafta gördükleri fahiş veya şüpheli fiyatın 5 adede kadar fotoğrafını çekip kanıt olarak sisteme yükleyebiliyor. Şikayet edilen işletmenin tam adresi, uygulamadaki konum ekleme özelliği sayesinde anında sisteme düşüyor. Akıllı telefondan işlem yapmak istemeyen vatandaşlar ise Alo 175 Tüketici Danışma Hattı’nı arayarak fahiş fiyat bildirimini iletebiliyor.

“EN BÜYÜK YAPTIRIM O MAĞAZADAN ALIŞVERİŞİ KESMEKTİR”

Fiyat farklılıklarına karşı en büyük gücün vatandaşın elinde olduğuna dikkati çeken tüketici dernekleri temsilcileri, fahiş fiyatlara karşı uyarılarda bulundu.

Vatandaşların enflasyon psikolojisine kapılıp fahiş etiketleri kesinlikle normalleştirmemesi gerektiğini vurgulayan temsilciler, “Serbest piyasa, sınırsız fırsatçılık demek değildir. Tüketici, alışveriş yaparken fiyat araştırması yapmalı ve aradaki makası fark ettiği an o ürünü rafta bırakmalıdır. Bir işletmeye verilecek en ağır yaptırım, o mağazadan alışverişi kesmektir. Satın alma gücümüzü kullanarak göstereceğimiz bu tepki, kesilen idari para cezalarından çok daha hızlı ve caydırıcı bir sonuç verecektir.” diye konuştu.

KAYNAK: TÜRKİYE GAZETESİ
yok

Author: Serkan Demir