Greenpeace Türkiye, yaklaşan Sıfır Atık Forumu öncesinde yayımladığı yeni politika bilgi notuyla Türkiye’nin Sıfır Atık politikasının arka planındaki çelişkileri gözler önüne serdi. “Söylemin Ardındaki Gerçek: Türkiye’nin Sıfır Atık Politikasının Görünmeyen Yüzü” başlıklı rapor, Türkiye’nin Sıfır Atık söylemi ile uygulamadaki gerçekler arasındaki büyük uçurumu ortaya koydu. Türkiye, COP31 sürecinin önemli gündem maddelerinden biri olan Sıfır Atık konusunda Avrupa’nın plastik atık ihracatında en fazla alıcı konumunu koruyor.
Bu rapor, Türkiye’nin Sıfır Atık hedefleri ile uygulamadaki gerçekler arasındaki derin çelişkileri gün yüzüne çıkardı. Greenpeace Türkiye, bu çelişkilerin ortadan kaldırılması amacıyla “Gerçek Sıfır Atık” kampanyasını başlattı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı’na, ayrıca Türkiye’nin COP31 müzakere heyetine şu taleplerde bulundu:
– Yeni petrokimya yatırımlarının derhal durdurulması ve sektörde bir moratoryum ilan edilmesi.
– Plastik üretiminin kaynağında azaltılması için bağlayıcı hedeflerin ulusal iklim değişikliği eylem planlarına dahil edilmesi.
– BM Küresel Plastik Anlaşması müzakerelerinde, plastik üretimine katı sınırlamalar getirilmesini savunan bir tutum sergilenmesi.
Geri dönüşümün yanıltıcı yüzü: Neden düşük? Türkiye’nin Sıfır Atık hareketi, geri dönüşüm oranlarını en önemli başarı ölçütü olarak sunuyor. Ancak dünya genelindeki plastik geri dönüşüm oranı sadece yüzde 9 seviyesinde kalıyor; yıllık 400 milyon tonun üzerinde plastik üretimi karşısında bu oran son derece yetersiz. Atık yönetiminin kaynağında üretimi sınırlandırmaması, durumu açık bir musluğun altına kova tutmaya benzetiyor.
Greenpeace Türkiye Sosyal ve Ekonomik Sistemler Kampanya Sorumlusu Berk Butan, bu bilgi notunun bir eleştiri değil, liderlik çağrısı niteliğinde olduğunu vurguladı. Butan, kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nin (COP31) Türkiye için Sıfır Atık anlayışını gerçek bir politika değişikliğine dönüştürme açısından tarihi bir fırsat sunduğunu ifade etti. Butan, şunları ekledi: “Türkiye, 2025 yılında Avrupa Birliği’nin plastik atıklarının en büyük hedefi haline geldi. Ülkenin denizleri ve kıyıları mikroplastiklerle kirleniyor ve yeni petrokimya tesisleri için ÇED süreçleri tamamlanıyor. Söylem ile uygulamadaki gerçeklik arasındaki bu uçurum, bir politika tercihi ve yapısal bir çerçeveleme sorunu olarak ortaya çıkıyor. Önemli bir politika değişikliği fırsatı bizi bekliyor. Kasım 2026’da COP31’e ev sahipliği yapacak olan Türkiye, Sıfır Atık temasını zirvenin eylem ajandasına dahil ederek öne çıkarmayı hedefliyor. Bu, Türkiye’nin liderlik gösterebileceği ve gerçek Sıfır Atık hedefini gerçekleştirmek için gerekli değişimleri başlatabileceği tarihi bir an. Çünkü gerçek Sıfır Atık hedefi, plastiği geri dönüşüm kutusuna atmakla ya da başkasının plastik atığını almakla değil, onu kaynağında üretmemekle mümkündür. Bu hedefe ulaşmanın yolu, atık ithalatını engellemekten, üretim kararlarında, yatırım tercihlerinde ve uluslararası müzakere masasında sergilenen tutumda başlıyor.”
Gerçek Sıfır Atık hedefleri hakkında daha fazla bilgi için “Söylemin Ardındaki Gerçek: Türkiye’nin Sıfır Atık Politikasının Görünmeyen Yüzü” başlıklı politika bilgi notunu inceleyebilirsiniz. (Editör: Halit Bingöllü)
Yazar: Yusuf Arslan
